15 Aralık 2015 Salı

İlk yayın

Blog yazmayalı 50 sene olmuş. (abarttım tabi ki de, 50 sene önce bu teknoloji yoktu). 2005 yılında heyecanla başlayıp haldır haldır yazdığım bloguma, blog patlaması yaşanınca neden mola verdim?(Ay bir de çok ergensel şeyler yazmışım yahu). Mesela 2006 da keşfettiğim moda blogu dünyasına girmiş olsaydım, şu an evden çalışmalı nasıl bir iş bulurum diye kara kara düşünmek yerine, dahası bu satırları yazmak yerine sponsorlarım sayesinde edindiğim şu anda gözümün kalmayacağı beymendeki o paltoyu üzerime giyip, alışverişimi yapıp, Deniz'i de yanıma alıp (hem moda blogırı hem de anne) İstanbulun yeni hip bölgesi olan Yeldeğirmeninde hipster arkadaşlarımla hayatımın belki de ennnn güzel çizkekini yemeden evvel fotoğrafını çekip koyuyor olurdum. Elalem bunlrı yapadursun sen git mutfakta nohudunu ısla. Biraz fazla miktarda ısladım ki, buzluğa atıyorum lazım olduğunda nohut seremonisine girmeme gerek kalmıyor şşş;)
Lakin şöyle olsaydı böyle olsaydı ile işler yürümüyor arkadaş. Geçmiş geçmişte kaldı, akıllı olaydında yapaydın di mi, tembel tembel götünü yayıp blog resimlerine bakacağına, ve bir ton blogırı eleştireceğine...Al işte, durum ortada; sen oldun bir beyaz yakalı, ay başında düzenli maaşı yatıp tüm paranla alışveriş yapan bir tüketim canavarı, onlar aldı yürüdü o keko halleriyle. (Keko meko kız yaşıyor mu yaşıyor arkadaş)
Önümüzdeki maçlara bakalım. Deniz doğduktan sonra doğum izninde şunları yaparım bunları ederim'ler de bitti 1 ay sonra işe dönüyorum. Hayat akıp gidiyor. Birşeyler yaptın yaptın, ha öyle büyük şeyler olmak zorunda değil. "Birşeyler başarmak" tanımı benim için yıllar içinde nasıl da evrilerek küçük ve somut bir kavram haline geldi, ben de şaşıyorum. 20'li yaşlarımın başında benim için birşeyler başarmak, dünyaya yön verecek şeyler yapmaktı. Ben nasılsa yapamazdım o yüzden hep eziktim, bir bok başaramıyorum duygusuyla yaşadım gittim yıllarca. Şimdi ise birşeyler başarmak örneğin geceleri emzirmek için uykumun bölünmesine alışmaktan ibaret. Ve bunun gibi minik şeyler. O kadar mutluyum ki bu uyku düzenine alışabildiğime, kendimi epey başarılı hissediyorum :) hoş insan herşeye alışır diye artık hiç birşey bana zor gelmez oldu son bir kaç yıldır. İş değişikliğimin de bu felsefenin değişmesinde  büyük rolü var. Yani demem o ki, birşeyler başarmak, kendinle ilgili farkettiğin olumsuz taraflarında %1 de olsa bir değişim yaratmaktır. İşte dünyanın en mutlu insanı oluveriyorsun o değişikliği farkettiğin anda. 20'li yaşlarımdaki duyguya gelmiş oldum sonuç olarak.
Asıl amacım bunları yazmak değildi, asıl amacım bu blogun asıl amacını yazmaktı ama nedense hardcore giresim gelmiş. Asıl amacım herkesin yaptığını yapmak, yazdıklarını yazmak. Ama başka bir insan olarak. Bir de uzun süredir kitap okumuyorum, kelime dağarcığım azaldı, düzgün cümle kuramaz oldum, buna deva bulmak. Otur kitap oku de mi, ona da başladım. Doğum izinimin bitmesine 1 ay kala belki de tek postlu bloglarıma bir yenisini eklemiş oldum ama olsun. Umrumda değil. Canım isterse yazarım, istemezse yazmam. O kadar. Artık hiç kural yok, herşey olacağına varır, su akar yolunu bulur. Deniz'e iyi bir bakıcı bulayım da, gerisi boş.
Deniz uyurken kendimi doyurmam gerek, değerli vaktimi burada birşeyler zırvalayarak harcamamalıyım! derdim önceden :) amaaaaaaan bugün de yine işlerimi yetiştiremeyeyim ne olacak sanki. Deniz bugün de sokağa çıkamasın yarın çıkar. Çocuk sahibi olmak beni böyle bir insan haline getirdi. Ha takıntılarım yok değil. Dur onu da başka posta yazayım. Ama cidden kendimi doyurmalıyım çok açım :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder