15 Aralık 2015 Salı

Çocuk sahibi olmak üzerine eskiden yazdığım bir yazı

2010 yılında şöyle bir yazı yazmışım ergen bloguma:

"Bir sürü çocuğum olsun istiyorum lan. Bir sürü ipekler olsun, soyum devam etsin, garip gurup huylarım can bulsun, nesilden nesile aksın, hep hayat bulsun. ben hep varolayım. Ne de olsa oricinal bir kişiliğim değil mi, hahahaaa !! egonun tavan yaptığı an. egonun en yüksek tezahürü, hayır imkanım olsa kendimden klonlatcam birsürü, o derece, hastayım ulen kendime.
Ne hastası beee, zavallıyım ben. Bari benim DNA'mı taşıyanlar ben gibi olmasın, benler olsun ama ben gibi yaşamasın, tutunsun kaybolmasın. Hah tam da loser kelimesi burada cümle içinde kullanılıbıl. 
Zaten var ya bence insanlar -çocuk sevgisi hariç- şu güdülerle çocuk yapıyor:
1) "ee artık kaç yıl oldu torun sevelim değil mi" 
2)"ee artık kaç yıl oldu rutine bağladık renk katalım silik hayatımıza değil mi"
3) "kocayı buldum 1.sınıfta, işi de ayarladım son sınıfta, araba tamam,evi de aldık, sıra geldi çocuğa"

Şimdi ben en çok 3. maddeye takılıyorum arkadaş. (Bu 3. Maddeye can veren kızları kısmet olursa başka bir gün irdelerim. Gerçi hep böyle diyorum kalıyor.) Çocuk, ben dahil çevremdeki bazı nadide arkadaşlarımın gördüğü gibi ne bir sorunsal( it’s no big deal maaaan!), ne de bir tamamlama unsuru. çocuk doğal bir sürecin sonucu aslında; aşkın meyvası, tutkulu gecelerin ürünü. Evet önceki yüzyıllarda kadının iş hayatında yeri yokken, çocuk “bir mesele” değil imiş. Ama ne zamanki kadın iş hayatına dahil olmuş, artık parasını kazanmaya başlamış, işte o zaman insanlığın en büyük tehlikesi baş göstermiş; kendini fark eden kadın!!! Kendini fark eden kadın, talep etmenin tadını alarak, ihtirasını önce iş hayatına sirayet ettirdiği gibi, yaşadığımız entrika dolu dünyadaki en masum olgu olan çocuğu da bu duruma alet etmiş. Bilerek ya da bilmeyerek.. Ama söz konusu kadının ihtirası olunca bilinç devre dışı kalıyor. İşte ihtirasın yeryüzündeki tezahürü kadın 3. Maddede belirtildiği üzere çocuğu da bir rekabet ve bütünlüğünü tamamlama ikonu addetmiş, en’lerine  bir de anneliği ekleyerek. En iyi anne, en zeki çocuk …
çocuk doğar doğmaz rekabete konu olmuştur artık; ay dünyada gördüğüm ennnn tatlı bebekten, en iyi okullarda okuyacak, en iyi evliliği yapacak birey olma yoluna kadar. Adının ne olacağına bizzat karar vermekten itibaren her şey senin kontrolünde olacak, bundan büyük ego tezahürü olabilir mi yeryüzünde. 
Ya da ben gibi, bana sunulamayan fırsatları ona sunup kendim yetiştirilirken yapılan hataları tespit edip o hataların telafisi olarak kendi çocuğum üzerinde iyi ebeveynliğimi test etme içgüdüsüyle. 
Sorunsal olma kısmı ise, özgürlükten ödün verme, sorumluluk alma, geceleri uykusuz kalma, maaşın karşıladığı borç dağılımının değişmesi gibi bir takım bensel / bencil gerekçeler. Yani vazgeçememe kök saldığın 3 günlük uyduruk dünyanın zevklerinden. 
Aslında tamamen içgüdüsel olarak neslinin devamını sağlama aracı olan ve sırf bu yüzden üretim aşaması zevkli olacak şekilde kurgulanmış olan çocuk, günümüz toplumunda ne yazık ki bu misyonundan uzaklaşmış ve tamamen dünyevi bir mesele olan rekabete konu olmuştur. 


Bir açıklık getirmek isterim bu noktada; Evet neslin devamını istemek büyük bir egodur aslında, ama insan bu şekilde kurgulanmıştır. O nedenle yukarıda bahsettiğim içgüdüde bir sakatlık görmüyorum. Dorian Gray gibi kendine büyük bir aşk duyup da neslin devamını dilemektir egonun ta kendisi. Benim istediğim gibi yani nihahahaaaaa J yok bee ne egosu eziğim lan ben, uff bu da çok loser oldu ortasıyım işte, herkes gibi. neyse konu ben değildi ya. Ama benim bilogum banane. (napiyim sonuca bağlayamadım seyirci, uzayıp gidecekti, senin iyiliğin için)"

aferin bana, ne de güzel yazmışım ta o zamandan beri fikrim hiç değişmedi fakat benim bir çocuğum oldu :) kanlı canlı bir velet, hatta şu anda orta masanın altındaki dergileri indirdi ve ağzına götürüyor tek tek :) gönül isterdi ki 3 çocuk yapabileyim cumhur resimizin önerisiyle ama gözüm yemiyor. bir de yaşlandım artık ya, 3. çocuk 40 yaşına denk gelecek. Sabır lazım.

bu post da eski şarkıları cover yapıp albüme koymak gibi oldu :) cepten yedik yani, bu seferlik de böyle olsun:)




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder